1.Thomas Edison’un başarı hikayesi:
Thomas Edison Bini aşkın buluş yapan,
bu arada elektrik ampulünü fonografi ve film gösterme makinelerini geliştiren
Amerikalı mucittir.7 yaşında başladığı ilkokulundan 3 ay sonra annesine bir
mektup gedi. O mehtup hikayesini şu şekilde anlayatım:
Thomas Edison bir gün eve geldiğinde
annesine bir kağıt verdi ve “Bu kağıdı öğretmenim verdi ve sadece sana vermemi
tembihledi”. dedi.
Annesi kağıdı gözyaşları içinde oğluna
sesli olarak okudu: “Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu
eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin.”
Aradan uzun yıllar geçtikten
sonra Edison’un annesi vefat ettiğinde, o artık yüzyılın en büyük bilim
adamlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken birden bir
çekmecenin köşesinde katlı halde bir kağıt buldu ve alıp açtı.
Kağıtta “Oğlunuz “şaşkın” (akıl hastası)
bir çocuktur. Sınıfta hiçbir seye odaklanamıyor dikkat sorunu var. Oğlunuzu
okuldan alın . Artık kendisinin okulumuza gelmesine izin vermiyoruz…”
yazılıydı.
Edison saatlerce ağladıktan sonra
günlüğüne şu satırları yazdı: Thomas Alva Edison, kahraman bir anne
tarafından, yüzyılın dahisi haline getirilmiş, “şaşkın” bir çocuktu.
O mektuptan sonra eğitimci bir geçmişi
olan annesi tarafından evde eğitimine devam etti Edison. Bir süre sonra kimya
deneylerine ilgi duyan Edison evinin kilerine kurduğu labaratuvarda ampul icat
etmeye yönelik çalışmalara başladı. Thomas lambayı icat etmeden evvel 999
kez başarısızlığa uğramış, ancak 1000. girişiminde başarılı olmuştur.
Durmadan çalışmak yüzünden Thomas
Edison'un gözleri yanıyor, dayanılmaz sancılar veriyordu. Ama o bunları
kimseye söylemiyor, sadece hatıra defterine kaydediyordu.
Peşpeşe deneylerin sürdüğü bir gün
asistanı:
-Artık bu işten vazgeçsek! deyiverdi.
Niçin? dedi Edison.
- Çünkü şu ana kadar iki bin deney
yaptık ve hiçbir sonuç alamadık! Deyince asistanı, Edison hemen
itiraz etti ve şu tarihi cümleleri sıraladı:
- Bu doğru değil… Evet, amacımıza
ulaşamadık ama hiçbir netice elde edemediğimiz doğru değildir. Çünkü aradığımız
şeyin yaptığımız şeyin yaptığımız bu iki bin deney içinde bulunmadığını
öğrenmiş bulunuyoruz.
1879 Kasımında Edison bir
gece yazı masasının başına oturmuş, sönük bir puroyu emerek ne yapacağını
düşünüyordu. Dalgın dalgın ceketinin düğmelerinden birini çevirirken düğme
koptu. Üstünden bir iplik parçası sarkıyordu. Birden yerinden fırladı,
laboratuara geçti ve teknisyenlerine iplik parçasını gösterdi. Böylesini acaba
ceyran nakledici olarak kullandık mı hiç? Demek kullanmadık! Öyleyse gidin bir
yumak ip alın, ufak parçalar halinde kesin, kömürleştirin ve lambalarınızı
takın.
Asistanları sonuç ummamakla beraber
hemen dediğini yaptılar. Edison’un bu fikri, bu sahadaki çalışmalarından
vazgeçmeden önce başvurulacak son çare olarak görülüyordu. Kömürleştirilen
iplikler her seferinde kırılmasına rağmen bu hassas ipliklerden biri kırılmadan
lambaların birine takılabildi. Lambanın havası hemen boşaltıldı. Lambaya
elektrik verildiğinde iplik kızdı ve tatlı sarı bir ışık meydana geldi.
Edison ve arkadaşları ışığa büyülenmiş
gibi bakıyorlardı. Böylece ampulü icat etmiş olan Edison devrinin en büyük
meraklısı ilan edildi.
2. Soichiro Honda’nın başarı
hikayesi:
Bir insanın başına gelebilecek her türlü
olumsuzluklara rağmen ayakta kalabilmesi, inancını yitirmemesi ve vazgeçmemesi
sonucunda neler yapabileceğinin en büyük örneklerinden olan Soichiro Honda’nın,
başarısının ardında yatan garip hikaye.
Üzerinde çalıştığı piston ringlerini
toyotoya sunan Honda, terslenerek red cevabı aldığı yetmezmiş gibi okuluna
dönüp tekrar eğitim alması gerektiği söylenerek alay konusu oldu.
Çalışmalarından vazgeçmeyen Honda, iki
yıl boyunca yaptığı inanılmaz uğraşlar sonucunda Toyota’dan ihtiyacı olan
teklifi almayı başarmıştır ki, bu seferde 2. Dünya savaşı engeline takılır.
Savaşa hazırlanan Japon hükümeti, fabrikasını kurmak için ihtiyacı olan betonu
Honda’ya vermez.
Hayalleri uğruna çözüm odaklı düşünceler
üreten Honda, hiç zaman kaybetmeden arkadaşlarının da yardımı ile kendi
betonlarını üretmek için kolları sıvarlar ve ilk fabrikasını kurmadan önce,
betonlarını dahi kendi yapmak zorunda kalır.
Betonları üretip kendi fabrikasını
kurduğunda sırada patlak veren 2. Dünya savaşında 2. Kez atılan bomba
fabrikasını yerle bir eder. Ama hala vazgecmeyen Honda enkaz ve karmaşanın
içinde ABD ordusunun attığı benzin tenekelerini toplayıp biriktirmeye başlar.
Çünkü hayalleri için hammaddeye ihtiyacı vardır.
Atık tenekeleri toplayarak hammadde
açığını kapatmaya ve yeniden fabrikasını açmayı düşünen Honda, bu sefer de
deprem engeline takılır. Deprem sonrası yeniden toparlamaya çalıştığı fabrikası
yeniden yerle bir olmuştur. Tüm bunların üzerine Japonya’da başlayan
benzin kıtlığı, Honda’nın her yere bisiklet ile gidip gelmesine neden oldu.
Ancak bu durumu hızlandırmak adına bisikletine yaptığı küçük motor, Honda için
yeni bir hayatın kapılarını aralayacaktı.
Honda’nın motorlu bisikleti kısa
sürede çevrede dikkat çekti ve komşuları birer birer aynı motordan kendi
bisikletlerine istemeye başladılar. Honda elindeki motorlarla bu durumu
karşılasa da talep her geçen gün artmaya başlayınca bir yerde elindeki motorlar
yetersiz kaldı.
Hiçbir zaman hayalinden vazgeçmeyen
Honda’nın kafasında yeniden fabrika kurma hayalleri canlandı. Japonya’daki
18.000 bisikletçi dükkanına mektup yazarak, icadının Japonya’ya yeniden hayat
verebileceğini anlattı. Bu bisikletçilerden tam 5000 tanesi geri dönüş yaparak
ihtiyacı olan sermayeyi vermeye hazır olduklarını söyleyince, Honda hiç
kapamadığı kollarını yeniden sıvadı. Gelen inanılmaz olumlu tepkinin
ardından bisikletlere uyarladığı motorların ağır olduğunu ve sadece belirli bir
bisiklet kullanıcısına hitap ettiğini düşünen Honda, motor üzerinde son bir
değişiklik yaparak motorun ağırlığını düşürdü.
Bir gece içinde başarıya ulaşan Honda’ya
imparatorluk Nişanı verildi. Daha sonra motorlu bisikletlerini Avrupa ve ABD’ye
ihraç etmeye başladı. Ardından 70’li yıllara gelindiğinde en az motorlu
bisikletleri kadar tutulan otomobilleri ile sektöre başka bir koldan daha
girdi.
Günümüzde Honda şirketi yaklaşık 100.000 kişi çalıştırmaktadır. Bir zamanlar kendisi ile alay ederek aşağılayan Toyota, ihracat konusunda Honda’nın gerisine düşmüş durumdadır. Bu durum ise oluşan tüm olumsuz koşullara rağmen başarıya ve hayallerine odaklanan bir adamın azmi ve gücü sayesinde gerçekleşmiştir.
Soichiro Honda ise ardında bıraktığı
büyük başarı hikayesi ile 1991 yılında yaşama veda etti.
3.Stephen King'in Başarı
Hikayesi:
Karısı ise romanı çöpten alarak, ona yeniden başvurması konusunda ısrar
etti ve tekrar tekrar yapılan başvurular sonrasında da bizim bildiğimiz Stephen
King haline geldi. Bu ilham verici başarı hikayesinden öğreneceğiniz en önemli
ders, eğer siz kendinize inanıyorsanız, ret edilmenin bir anlamı olamaz!
4. Oprah Winfrey’in başarı
hikayesi:
Oprah son zamanların en ünlü TV Show
yıldızı ve gezegendeki en zengin kadınlardan da biri. Yıllık 300 milyon
dolarlık kazancıyla dünyanın en zengin siyahi kadını, ABD’li program yapımcısı
ve sunucusu Oprah Winfrey’in dönüm noktası babasının ondan her hafta bir kitap
okuyup özetlemesini istemesiyle başladı.
Oprah, okuduğu kitaplarla kendini ve
gücünü tanımış. Ve sonra her başarısını kendisine bir basamak yapıp, hızla
yükselmeye başlamış. Başarılı bir okul hayatına karşın asi ve hırçın bir
tavır sergileyen Oprah önce ki yaşamında işten kovulduğunu ve televizyon
sunuculuğu için uygun olmadığı söylendiğinde eminim sizlerde çok
şaşıracaksınız.
5. Bill
Gates’in başarı hikayesi:
William Henry “Bill” Gates III, ya da
daha çok bilinen adıyla Bill Gates, 28 Ekim 1955 Seattle doğumlu ABD’li iş
adamıdır. Evli ve üç çocuk babasıdır.
Gates, Microsoft şirketinin
kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını
yapmaktadır. Forbes dergisine göre 2009′de Gates dünyanın en zengin kişisiydi.
(US$60.0 milyar) Bill Gates’in başarı olasında ki
etkenler aşağıda sıralalanmıştır.
1- İleriyi gördü.
Kendisi küçük yaşlardan itibaren
bilgisayarın önemini ve insan hayatında alacağı yeri çok iyi kavramıştı. Yakın
gelecekte herkesin evinde ve işinde kendisine ait bilgisayarı olacağına
inanmıştı. Hedefini buna göre çizdi.
2- Planlı çalıştı
Bill Gates zekiydi ama zekanın tek
başına kafi gelmeyeceğini, çok ve planlı çalışılması gerektiğini düşünüyordu.
Bir arkadaşından ayrılma sebebi, iş dışında geçirdiği zamanın- uyku dahil-
sadece yerdi saat olmasıydı. Gates beraber olduğu insanlardan da aynısını
bekliyordu.
3- Akıllı kişilerle çalıştı
İşe en akıllı insanları almada çok
maharetliydi. Çünkü ona göre akıllı adam, başkalarının akıllarından istifade
ederek üstün başarılara imza atabilen insandı.
4- Çalışanları şirkete ortak
etti
Bill Gates çalışanlara yüksek ücret
vermiyordu, kendisi de düşük ücretle çalışıyordu. Yüksek ücret yerine şirkete
ortak olmaya teşvik ediyordu. Mesela Microsoft’un Başkanı Steve Ballmer’ı
çalışmaya razı edebilmek için ona yüklüce hisse vermişti. Ballmer bu hisseler
sayesinde şimdi büyük bir servete sahip…
5- Çalışanlara değer verdi
Microsoft en akıllı kişilerle çalışmanın
yanı sıra onları kaybetmemek için de gayret gösteriyor. Gates ayrılan her
elemanın arkasından, “Niçin ayrıldı, onu neden tatmin edemedik, nerede hata
yaptık?” gibi soruların cevabını araştırıyordu. Bu yüzden Microsoft’ta eleman
sirkülasyonu ABD ortalamasından iki kat düşüktür. Ayrıca Gates, günün belli
saatleri dünya genelinde çalışanların e-mail’lerini cevaplamaya, onlarla
birebir iletişim kurmaya, onların motivasyonunu yükseltmeye ayırıyor.
6- Piyasada olup biteni
takip etti
Baş döndürücü bir hızla gelişen bilişim
sektöründe geride kalmak, yok olmak manasına geliyor. Bill Gates hiçbir alanda
piyasanın gerisinde kalmak istemiyor.
7- Belli noktaya odaklandı
Microsoft, yazılım alanında çalışan bir
şirket. Cirosunun % 90’dan fazlasını yazılım meydana getiriyor. Bunun yanında
yazılm teknolojisini desteklemek için Mouse, oyun kumanda cihazı, ses kartı
gibi donanımlar da üretiyor ama başka şirketler gibi faaliyet alanlarını
dağıtmıyor, en iyi olduğu alana odaklanıyor.
8- Şımarmadı ve mütevazı
kalmayı bildi
Bill Gates’in rakiplerinin hemen
hepsinin özel uçağı var, yatı var ama o, sade bir hayat sürüyor. Cimri
denilecek kadar eli sıkı. Kendisine neden lüks hayat yaşamadığı sorulduğunda
diyor ki: “Öyle yaşarsam öyle düşünmeye başlarım ve şimdikinden çok farklı bir
kişiliğe sahip olurum. Yeterince çalışamam ve üretemem.
Beni son derece etkiyen bu başarı
öyküleri umarım sizlerin de hoşuna gitmiştir.
…(J J J)….










0 yorum :
Yorum Gönder